Nuriye Zeybek’ten bir roman / Cumhuriyet Kitap (05.08.2010)
------------------------------------------------------------------------------------------------
Suya Düşen Kir
Suya Düşen Kir, Asya’nın yaşamöyküsü. Birbirine benzemeyen iki farklı anakara, iki farklı kültürde sürdürülmeye çalışılan emek yoğun bir yaşam serüveni. Kitabın her satırı ve satır aralarında toplumsal dönüşümümüzün yadsınamaz bir gerçeği olan ve bu çağa damgasını vuran göçmen işçi dramıyla karşılaşıyoruz.
Murat Aydın Doma
----------------------------------------------------------------------------------------------
Suya Düşen Kir, Asya’nın yaşamöyküsü. Birbirine benzemeyen iki farklı anakara, iki farklı kültürde sürdürülmeye çalışılan emek yoğun bir yaşam serüveni. Tüm yaşamı ve bunun bir parçası olan kendi yaşamını sorgulaması sonucu yine kendi isteğiyle “Akıl ve Ruh Sağlığı Kliniği”nde tedavi görmesi gerektiğine inanıyor Asya. Geçmişiyle yüzleştiğinde ve uygulanan psikolojik tedavi anlarında geri dönüşlerle kendi dilinden anlatır yaşadıklarını. Kendi iç dünyasına doğru yapılan bir tür dalgıçlıktır bu ve dipten çıkardığı ne varsa cesurca sergiler gözler önüne.
Asya, küçük bir Anadolu köyünde dünyaya gelir. Gözlerini açtığında kirlenmemiş doğanın içinde bulur kendisini. Serçe sürülerinin görkemli uçuşlarıyla ahenk kattığı çiğdemli yamaçlar onun doyumsuzca soluklandığı tek yerdir ve düşlerinde hep bu doyumsuzluğun resmi kalacaktır. Yaşadığı dünyanın yüzü ise çok daha farklıdır:
Çağa damgasını vuran sevgisizliğin çarpık anatomisi. İnsanın insana uyguladığı barbarlık yumağına saplanan suskun özgürlük çırpınışları, en yakınındakiler tarafından kadın bedeni ve ruhuna uygulanan taciz. Utanmaları gerekenlerin yerine yıllarca en kuytularda saklanmaya, bastırılmaya çalışılan büyük bir suçluluk duygusu, bu duygu içinde yaşamın her dönemecinde darbe alan genç kızlık ve bir kadın benliği. Kendi ellerinde canavarlaştırdıkları erkeklerin öteki kadınlara uyguladıkları şiddeti tuhaf bir hazla onaylayan ana kadınlar. İç dünyaya sığmayan cinsellik ve aşk sorgulamaları.
Artık doğduğu ülke ve yaşadığı ülkenin ucuz emek edinimi kavgasında ucuz bir yaşam oyununun figüranıdır Asya. Kendi yazmadığı ve oynamak zorunda bırakıldığı bu oyundan çıkıp kendi elleriyle yazacağı yepyeni bir oyunda rol alma isteği sarmıştır yüreğini. Bu istek tutkulu bir özleme dönüşür ve bu özlem ise mutluluk umudunu taze tutar en karamsar günlerde.
Toprağında filizlendiği coğrafyaya olan özlemi, bir başka yakar yüreğini. Belki de bu yüzden biricik kızının adını “Sıla” koyar. Sıla, onun yaşamının tek rengi değil adeta gökkuşağıdır. Hangi renginin hangi tonuna baksa Sıla’sını görür. “Kızlar okuyup da ne olacak! ” tuhaf anlayışı ile önünün kesilmesi sonucu ulaşamadığı üniversite eğitimi, Sıla’nın ona en büyük armağanı olacaktır.
Suya Düşen Kir’in her satırı ve satır aralarında toplumsal dönüşümümüzün yadsınamaz bir gerçeği olan ve bu çağa damgasını vuran göçmen işçi dramıyla karşılaşıyoruz. Emek ekmek değişiminin gönüllü umut yolcuları nasıl bir yaşam biçimiyle karşılaşacaklarını bilmeden nasıl da dökülmüşlerdi yollara. Daha kendi köylerinden kasabalarına dahi inmeyen tarım toplumunun tenleri gibi yazgıları da yağız bireyleri, sosyolojik ve psikolojik hiçbir yardım verilmeden nasıl da bırakılmışlardı ileri sanayi toplumunun içine. Bir tür zorunlu körebe oyunuydu sanki oynanan. Kendi ülkesinde “Almancı,” Almanya’da ise “Yabancı,” sayılarak horlanan milyonlarca yaşam kesiti ve birbirine benzeşmeyen iki kültür arasında sıkışmışlığın sağır kulaklarca duyulmayan sayısız çığlıklarından biridir Suya Düşen Kir.
SU KAVRAMI
Yazar “su” kavramı ile yaşamı imliyor. Kendi gözesinden çıktığı duruluğuyla neden duru kalmasına izin verilmezi sorguluyor romanında. Okurunu yaşamın her alanından seçtiği siyah beyaz zaman zaman da renkli fotoğraf kareleriyle karşılaştırıyor ana kurgudan koparmadan. Bir bardak suya damlayan bir damla mürekkep, iç seslerin dışavurumundaki başarısıyla bir anda çok uzaklarda yaşanan insanlık dramına taşıyabiliyor okurunu. Yayılımcı politikalarını insan onurunu hiçe sayarak ve adını modern koydukları silahlarıyla katliamlarını acımasızca sürdüren güce ve güçlere karşı duruşun bireysel haykırışını duyumsatıyor etkili anlatımıyla.
Roman dili şiirsel bir tını bırakıyor okurunun kulağında. Yazarın imgelem gücünün romana yeterli derinliği kazandırdığı düşüncesindeyim bu yönüyle. Özellikle düş ve geri dönüş bölümlerinde bunu daha çarpıcı olarak gözlemleyebiliyoruz. Şiir, öykü, deneme üçlemesinin birlikteliği, roman kurgusu içindeki yerinde ve dengeli dağılımıyla çekiciliği oldukça artırıyor.
Romanın giriş bölümünden başlayarak hiç düşmeyen ve finalinde adeta zirve yapan ritmi, okurunu saran ve sarsan başka bir yönü. İki çığlık arasında kısıtlı bir zaman dilimi içine sığdırılmaya çalışılan izdüşümü; acı tatlı, güzel çirkin, iyi kötü yanları kısaca var olan yaşam tüm yönleriyle etkileyici bir tablodan bakıyor gibi kazınıyor belleğe.
------------------------------------------------------------------------------------------
Suya Düşen Kir / Nuriye Zeybek / Mühür Kitaplığı / 237 s.
Cumhuriyet Kitap (05.08.2010)


Teşekkürler Murat bey.Nuriye Hanım'ın ilk romanını ilk okuyanlardan olduğum için oldukça mutluyum.Nuriye Hanım şiirsel ve çok güzel Türkçesi ile yurdumuz halkının yaşadığı acı gerçekleri yüreklice anlatıyor.Aynı zamanda Türkiye ile Almanya arasında sıkışmış bir kuşağı ve yaşadıkları gerçekleri de romanda ustalıkla işlenen diğer bir boyut.Yüreğine sağlık Nuriye Zeybek,kutluyorum.Nice başarılar diliyorum.
YanıtlaSilArzu Baydur Sarıyer
Sevgisizliğe, cehalete, şiddete, bencil ve ilkel erkeksi içgüdülere kadın doğmak...Okurken her erkeğin kendisini sorgulayacağı, erkek egemen dünyaya sessiz bir çığlık onurlu bir diklenme...Romanın yazarı Sayın Nuriye ZEYBEK hanımefendi ve beni bu kitapta etiketleyerek onurlandıran çok değerli hocam Sayın Murat Aydın DOMA' ya saygılarımı sunuyorum.
YanıtlaSilErdal İlik Oğuzhan
Sevgili Nuriye Zeybek Hanıma;Bana böyle lezzetli,inançlı,yaşama savaşıyla dolu,Cumhuriyet kadının ruhunu ortaya çıkaran bir romanı okuma fırsatı verdiiği için teşekkür ediyorum..Bazı kalemlerin eserleri okul gibidir..Ben özellikle okuyan ç...oğu kadına umutla,sevgiyle yollarına ışık tutacağına inanıyor,okumalarını tavsiye ediyorum..Kitabı çok zengin buldum;doğa ve insan sevgisi..Tamamen bize ait olan kadının bir adım geride kaldığı,cehalet ,eğitimsizlikten kaynaklanan sevgisizlik düğümünün AŞK gibi yüce bir duygu ile sevgiyle çözümlemesi...USTA KALEMİNİZE SAĞLIK..KİTABINIZI ÇOK AYDIN BULDUM..Emeği geçen her kese;EMEKLERİNİZE SAĞLIK..
YanıtlaSilSevim Gökçe
Bu kitabı alırken düşüncem; sabah akşam yolda metrobüsle giderken yavaş yavaş okurum, yoldada zaman geçer diye.İlk sayfalardan sonra kitp bir sardı,bırakmak mümkün olmadı.Evde oturdum gece yarısına kadar bitirdim.Çok güzeldi gerçekten.Herkese öneririm !
YanıtlaSilMedet Bayar